BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ ? ÖNEMLİ BİLGİLER
Abhaz kültürü, yaşamı ve tarihinden ilgi çekici notlar.
(Kudret Çiçek)
1834-1835 yılları arasında Abhazya’da bulunan F.F Tornau, hatıralarında; Abhazların bir boyu olan Aşkaruwaların nüfuslarının sayımından rahatsız olduklarını, bu rahatsızlıklarını :” Sayısının çokluğu ya da azlığına göre değer kazanan veya kaybeden hayvanlardır.” Şeklinde belirttiklerini… (1)
Rus işgalinden önce Abhaz nüfusunun en az 600.000 olduğunu… (2)
Bugünkü Abhazya’daki Abhaz nüfusunun sürgün sonrasındaki Abhazya’da kalan 28.000 kişinin çocukları olduğunu… (3)
Antik çağın son döneminde Abhazların 4 ana gruba ayrıldıklarını, bu grupların: Abazg, Sanig, Apsil, Misimyan olarak adlandırıldığını… (4)
1654 yılında Rahip Lamberti tarafından yazılan kitapta Abazglardan (Abhazların ataları) :” Yalnız Abazglarda görülen, dünyada başka hiçbir millette rastlanmayan ilginç bir adet vardır. Bu adet ölü gömme ile ilgilidir. Ağacın ortasını oyup ölü insanı sanki bir tabuta koyarcasına yerleştiriyorlardı. Vücudunu ise üzüm bağlarıyla sımsıkı sarıyorlardı. Ağacın etrafında ölü erkeğe ait ve bir ömür boyu onlarla savaştığı için silahları diziliydi.” Diye bahsettiğini…(5)
790 yılında II. Leon idaresi döneminde Abazgların Bizanslılara karşı bağımsızlıklarını ilan ettiklerini, Lazika (Laz) krallığını ele geçirdiklerini, daha sonraki iki yüzyıl Abhazya Devleti ve Abhazya Krallarının en güçlü dönemlerini yaşadıklarını, tüm Gürcistan topraklarının Abhazya’ya ait olduğunu… (6)
8. Yüzyılın seksenli yıllarında Abhazya’nın güneydeki sınırlarını Apsara (Çoruh) nehri kıyılarına, güneydeki sınırlarının Tuapse’ye ulaştığını… (7)
17 ve 18. Yüzyılda Abhazların sosyal sınıflarının:
“ APSHA:
Abhazya’nın tümüne hâkim olan krala verilen ünvandır. Apsha sadece iki soydan gelebilirdi: Açba ve Çaçba. Hanedan sülalesi olarak bu iki sülale vardı.
AAMISTADU:
Abhaz bağımlı prensleridir. Direk Apsha’ya bağlı olan bu sınıf, Apsha’dan sonra en güçlü sınıftı. Aamıstadular aynı zamanda Abhazya’daki bölgelerin yöneticileriydi.
AAMISTA:
Bu soylu sınıf bir Aamıstadu’a bağlıydı. Aamıstadu da Abhaz kralına bağlıydı. Aamıstalar, Amıstaduların yöneticiliğindeki bölgelerdeki toprak sahibi soylulardı. Abhazya’nın Tzabal bölgesinde yaşayan Aamıstaların hepsine Marşan denirdi.
AŞNAKMA:
Aslında ankhayü olan bu sınıftaki Abhazlar, Aamıstalık iddaasında bulunurdu. Bunlarda geniş arazi sahibi idiler.
ANKHAYÜTSKİA:
Bu sınıf bağımsız çiftçi, köylü sınıfı idi. Ankhayütskia, kendine ait toprağı evi ve aile adı olan kimse idi. Bu sınıftakiler arasında bazı Aamıstadu ve Aamıstalardan daha güçlü olanlar vardı.
AMATSAWURAZKU:
Bu sınıftakiler belli zamanlarda feodal beye bağlı yükümlü köylülerdi. O zamanlar dışında kendi işlerini yürütürlerdi.
AHUWYÜÇA:
Bu sınıfa mensup olanlar tamamen feodal beye bağlıydılar. Bağımlı köylü denebilecek bu sınıftakilerin sadece kendilerine ait evleri olabiliyordu.
AHAŞÜALA-ATÜ:
Bu sınıfa mensup insanlar alınıp satılabiliyor, öldürülmeleri durumunda kimse hesap soramıyordu.”
Şeklide ayrıldığını ama bu sınıflar arasında keskin bir ayrışmanın olmadığını, ilişkilerin yumuşak olduğunu ve iç içe yaşadıklarını… (8)
Apsha’nın, yani Abhaz kralının kendisini koruyan özel muhafız alayının olduğunu, bu alaya “Kiaraz’aa” dendiğini ve nereye giderse gitsin kralın yanından ayrılmadıklarını… (9)
Büyük Kafkas Sürgünü’nün başladığı tarih olan 21 Mayıs 1864’ün Abhazya’nın Gubaadü yaylasında Ruslarla Abhazların Ahçıpsı boyu arasında olan son savaşın tarihi olduğunu… (10)
24 Mayıs 1864’te Rusların Abhaz krallığına son verdiklerini, son Abhaz kralı Hamit ÇAÇBA Beyin Rus şehri Voronej’e sürgün gittiğini ve orada öldüğünü… (11)
1800’lü yıllarda Adigelerin, Soçi sahilinde oturan Ubıhları Abaza ve sadece dağ kesimlerinde oturanlarını Ubıh olarak adlandırdıklarını… (12)
Soçi şehrinin idaresinin sürgüne kadar Abhaz prens ailesi Aublaaların yönetiminde olduğunu… (13)
Günümüzde Soçide bulunan “Adler” yerleşim yerinin aslında Abhaz prens ailesi Arıdbaların toprakları olduğunu… (14)
Sürgünden önce Soçi’de yaşayan Halkın Abhaz-Ubıh-Şapsığlardan oluşan karma bir halk olduğunu, 10 bin kadar olan topluluğun asıl unsurunun Abhazların Sadz (Ciget) boyunun oluşturduğunu… (15)
Bazı dilbilimcilerin bütün dillerin anası olabilecek bir Anadil olduğunu ileri sürdüklerini, bu dile nostratik dil denebileceğini, nostratik dil tezini savunan bilim adamlarının, nostratik dilde hem kurt hem köpek için kullanılan 17 000 yıllık bir kelime bulunduğunu kabul ettiklerini, bu kelimenin “Kujna” olduğunu, bu sözcüğün tek bir harfinin değişerek Abhazcada “Kucma” şeklinde halen yaşadığını… (16)
Osmanlı yönetiminin Kafkasyalı sürgünlerin Kafkasya’ya dönmelerini hoş karşılamadığını, dönmek isteyenlerden kendilerine yapılan harcamaları, verilen toprakları ve hayvanları geri istediğini, buna rağmen Adapazarı Kuzuluk köyüne yerleşmiş olan prens Raşit GEÇBA Bey’in kendilerinden istenen 50.000 kuruşa karşılık çiftliğini, 300 dönümlük arazisini, hayvanlarını satmak suretiyle 1872 yılında yönetiminde bulunan ahaliyle grup halinde Abhazya Sohum’a döndüğünü… (17)
Ubıhların “Ukaru” adı verilen ev yıkıcı özel bir askeri sınıflarının olduğunu…(18)
Ubıhların savaş tutsaklarına karşı davranışlarının çok insancıl olduğunu, esirlere kılık kıyafet verip kadın esirlerin koruyuculuğunu merhametli ihtiyarlara verdiklerini, yaralıları tedavi ettiklerini… (19)
Adigey Cumhuriyetinin başkenti Maykop’ta yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Kuban kültürüne ait 4 000 yıllık iki tabletinde Abhazca olduğunu… (20)
Abhazca’nın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinde konuşulan diller arasındaki ilk yazılı dil olduğunu… (21)
Abhaz kral soyu Çaçbaların 1113 ile 1864 yılları arasında tam 751 sene Abhazya’da hüküm sürdüklerini… (22)
Johas De Vilates’in 1428 yılında yaptığı haritada yer alan 58 devlet bayrağından birinin de kırmızı zemin üzerine yatık el resmi olan Abhaz krallığının bayrağı olduğunu… (23)
Türk destan kitabı Dede Korkut Hikayeleri’nde Abhazların Trabzonlu Rumlar ve Gürcülerle birlikte düşman olarak anlatıldığını, kitapta Abhazya’dan “Khan Abkhaz ili” olarak bahsedildiğini… (24)
1578 yılında Osmanlının Sohum’u işgal etmesiyle Abhazya’nın yaklaşık 300 yıl Osmanlı hâkimiyetine girdiğini… (25)
Dünyada ilk gerontoloji müzesinin Abhazya’nın başkenti Sohum’un bir köyünde açıldığını, Mokva adlı bu köyde 1970 yılı kayıtlarına göre 100 yaşını aşmış insanların nüfusa oranının %35 olduğunu… (26)
1914 yılında baş gösteren çiçek salgınında bütün Kafkasya’da aşı bulunmazken Abhazların üzüm kabuğundan yaptıkları “Cbacba” adında ilaçla salgından korunduklarını… (27)
17. Yüzyılda Osmanlı yüksek zümresinde, saray çevresinde Abhaz tarzı giyimin moda olduğunu, bu tarz giyime “Abaza kesimi” dendiğini, Abaza Mehmet Paşa’nın bu giyim tarzının öncüsü olduğunu, 4. Murat zamanında Abaza kaftanı, Abaza kavuğu, Abaza kılıcı gibi objelerin yaygın olarak kullanıldığını… (28)
Yunanlı tarihçi Strabon’a göre 1. Yüzyılda Sohum’da yapılan alışverişlerde 70 ayrı dilden tercüman bulunduracak kadar Sohum’un gelişmiş bir kent olduğunu… (29)
Abhazya’nın Tsabal şehrinin 1500 yıllık tarihe sahip olduğunu, 550 yılında Tsabal adının Bizans kayıtlarında geçtiğini… (30)
Rus Amiral Serebriyakov’un Tsaballı Abhazlardan:” Olağanüstü sabırlı ve cesaretliler. Savaşlarda pişip bilenmişler. Yaşadıkları tüm güçlüklere karşın çok dayanıklılar. Amansız birer savaşçı, bir o kadarda centilmen ve iyi huylular. Bu insanlar dağlı halkların en değerlisi, en görgülüsü, en beyefendisidirler. Tsaballılar zamanında çok iyi silahlara sahipti. Aamısta denilen aristokratlar ve Ankhayü denen bağımsız köylülerin dışında süvari yoktu. Diğer savaşçılar çoğunlukla yayaydılar. Yorulmak nedir bilmeyen, sağlıklı, atik, çevik insanlardı. Alabaşa dedikleri asanın yardımıyla en dik yamaçlara pire gibi tırmanırlardı. Alabaşa dedikleri bu özel asalarıyla gerektiğinde 40 kilometre yürüyebildikleri gibi asalarını silah olarak kullandıkları olurdu. Gerçekten yorulmak nedir bilmezlerdi. Onca yolu tırmandıktan sonra içlerinden gelerek şarkı söyleyip dans ederlerdi.” Şeklinde bahsettiğini… (31)
1812 yılında Abhazya’ya kâğıt üzerinde sahip olan Rusların 1864 yılına kadar Abhazya’ya hâkim olamadıklarını, 1839 yılında Sohum’daki Rus garnizonundaki askerlerin bile kale dışına 1 km.den fazla çıkamadığını, çıkanların Abhazlar tarafından kementlerle yakalanıp dağa kaldırıldığını, bundan dolayı odun ve su almak için bir manga asker ve topçu eşliğinde kaleden çıkmak zorunda kaldıklarını… (32)
18-19. Yüzyılda Kafkasya’da kullanılan miğfer, zırh, kama gibi savaş aletlerini yapmada Abhazların haklı bir üne sahip olduğunu… (33)
Küçük yaşta Türkler tarafından esir alınan Abhaz Ömer’in Mısır Paşa’sı sayesinde Paris’te politeknik okulunda okuduğunu, oradan anavatanına dönen Abhaz Ömer’in Kafkas savaşları sırasında Abrek’liği seçtiğini, Rusların en şiddetli düşmanlarından biri olduğunu, tüm Kafkasya’da “Abrek Ömer” adıyla nam saldığını… (34)
Eskiden Abhazya dağlarında “Oggin” adında “Özgürlük Sığınağı” anlamına gelen bir mağara olduğunu, bu kutsal yerin ermişler tarafından korunduğunu, bir kölenin buraya sığınmayı başardığı zaman özgür olduğunu, peşindeki intikamcıları atlatarak buraya sığınan bir katilin intikamdan kurtulup aklandığını… (35)
Prof. A. J. Schem’in Abhazlardan: “ Abhazlar diğer Kafkas halklarına nazaran farklı ve daha gerilere giden bir tarihe sahiptirler. Tarihleri, lisanları, cesaretleri ve bir bakıma dik kafalılıkları ile diğer halklardan farklılık arz ederler.” Şeklinde söz ettiğini… (36)
——————————————————————————–
1. Yura ARGUN- Abhazya’da Yaşam ve Kültür Nart Yay. İst. S.10
2. A.G.E. s.11
3. A.G.E. s.22
4. A.Kollautz- Abazgia As Yay. İst. 2000/ s.16
5. A.G.E. s19
6. A.G.E. s.27
7. Doç.Dr. Valeri Beygua- Abhazya Tarihi As Yay. İst. 2000/ s.31
8. Doç.Dr. Valeri Beygua- Abhazya Tarihi As Yay. İst. 2000/ s.52-53
9. A.G.E. s.52
10. A.G.E. s.75
11. A.G.E. s.79
12. Sefer E. BERZEG- Çerkes Vubıhlar Ank. 1998 s.77
13. A.G.E. s.82
14. A.G.E. s83
15. A.G.E. s.84
16. A.G.E. s.102
17. İzzet AYDEMİR- Göç, Gelişim Mat. Ank. 1988
18. Aytek KUNDUKH- Kafkasya Mürüdizmi Gözde Kitaplar Yay. İst. 1987 s.81
19. A.G.E. s.83
20. H. ERSOY/A. KAMACI- Çerkes Tarihi Tümzamanlar Yay. İst. 1994 s.22
21. A.G.E. s.22
22. A.G.E. s.98
23. A.G.E. s.98
24. A.G.E. s.98
25. A.G.E. s.100
26. N. BERKOK/K. TOYGAR- Kuzey Kafkas Mutfak Kültürü ve Yemekleri, Takav Mat. Ank.1998 s.26
27. A.G.E. s.27
28. Bella AGIRBA/Samir KHATKO- Çerkesya Ada Uygarlığı-Kafdav Yay. Ank. 2008 s.62
29. Mahinur TUNA- Apsilya ve Tsabal As Yay. İst. 2001 s.13
30. A.G.E. s.13
31. A.G.E. s.21
32. A. GRİGORİANTZ- Kafkasya Halkları Sabah Kitapları İst. 1999 s-41/42
33. A.G.E. s.112
34. A.G.E. s.125
35. A.G.E. s.141
36. Nart Dergisi 11. Sayı “Doğuda Savaş” Şubat 1999 Takav Yay. S. 41



































