Prof.DR Zeliha Jiypha
Sanat Tarihçisi
19 Kasım 1972 tarihinde Adapazarı’nda dünyaya geldi babası Ferit ve annesi Seyhan Ahiypha, iki erkek ve bir kız, üç evlat yetiştirdiler. Zeliha ortaöğretimden sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Bölümüne girdi. Daha sonra yüksek lisansanı, ardından da “Bizans madeni paraları ile mimarisi” konusunda doktora tezini verdi. Bunlardan sonra ise ayni üniversitede çalışmaya başladı ve akademik kariyerinde profesörlüğe kadar yükseldi. Kendisiyle konuştuğumuz dönemde Afyon’da gerçekleşen ve Bizans dönemi kalıntıralı ile ilgili arkeolojik kazıları yönetiyordu. Zeliha 1990 yılında ilk kez olarak Kandit Tarba’nın yönettiği Kafkaz Halk Dansları ekibi ile birlikte geldi, bu gezide Abhazya dışında Adıgey, Karaçay- Çerkez ve Kabartay Balkar’ya yı da ziyaret ettiler. Abhazyda’da anne sülalemden bir kadınla tanışmıştım, kadın hemen parmağındaki yüzünü çıkararak ö günün anısına benim parmağıma taktı, o yüzüğü hala saklıyorum , sanki annem bana hediye etmiş gibi çok değer veriyorum ona diyor Zeliha. Zeliha anavatan ziyaretleri ile ilgili birçok yazı yazdı. Bunların hepsi çeşitli platformlarda yayınlandı.1992 tarihinde anavatanı ve hallı kara günlerle karşı karşıya kalınca, arkadaşlarıyla Elif , Figen, ve Ayşegül ile birlikte insanlarına moral kaynaği olabilmek için ana vatanlarına koştular. Yakın arkadaşımız Efkan Tsıba’nın kaybı hepimizi çok üzmüz ve derinden etkilemişti. Bu yüzden , ailelerimize bile haber vermeden Abhazya’ya gitmeyi ve elemizden geldiğince halkımıza yardımcı olmayı kararlaştırdık. Gudauta’ya vardığımızda hemen hastahanede görev yapmaya başlamıştık , ancak cumhurbaşkanımız Vladislav Ardzınba bizim yorulmamamız vn zahmet görmememiz için çoktan talimat vermişti.Gudauta Hastanesi’nde Abhazya ‘yı ilk ziyaret ettiğinde kendisine yüzük armağan eden kadınla karşılaşır, ancak zaman sadece hal hatır sorup daha fazla konuşamadan birbirini kaybederler, Zeliha, kadının simsiyah yas kiyafetleri içerisinde olduğunu ve çok üzgün göründüğun hatırlıyor. Abhazya” da bulundukları süre içerisinde kardeşleriyle bir arada olup onlara moral kaynağı olmaya çabalıyorlardı. Burada buluduğu süre içerisinde babasına çok benzeyen ve kendi sülalesinden bir yaşlı ile de karşılaştı. Işin enteresan tarafı, o da elindeki yüzüğü çıkarıp kendisine hediye etmişti. Zeliha ile konuşürken dedesi Mahmut’un 1890 yılında Batum’dan geldiğini öğreniyoruz Mahmv Ajiyba, Adapazarı yakınlarındaki Harmantepe köyüne gelerek yerlesıyor ve burada Seher Arsiyapha ile evleniyor. Çift bu evlilikten üç erkek dört kız, yedievlat dünyaya getiriyor.Zeliha son dönemlerde Abhazya’da bir yer satın alıp, küçük bir ev yapmayı ve sık sık ziyaret etmeyi planlıyor. Evli olan Zeliha , Umut dında bir erkek çocuk sahibi.
